Paniput

Günlerden cumartesi İmam-ı Rabbani hazretlerine veda ziyaretimizi yaptık, öğle namazını Serhend-i Şerif'de kıldıktan sonra dönüş yolundayız.

Serhend ile Delhi arasında Delhi ye 80 km mesafede bir şehir vardır : Paniput (Panipat)

Paniput, Hindistan'ın Haryana eyaletinde üçyüz bin üzerinde nüfusa sahip yaklaşık 200 rakımlı bir şehirdir. Nüfusun yaklaşık olarak %12 si Müslüman olup, %84 Hindu ve %4 ü Sihlerden  oluşmaktadır. 

Şehir Hindistan'da "Dokumacılar Şehri" ve "Tekstil Şehri" olarak ünlüdür. Aynı zamanda tüm dünyada kulanılmayan kıyafetlerin geri dönüştürülmesinde bir merkez olarak kabul edilir. 

Düz bir ova biçiminde olduğu için ordu menavlarına uygun coğrafi yapısı nedeniyle tarihinde üç büyük savaşa şahitlik eden şehir bu nedenle pek çok film ve dizi ye de ev sahipliği yapmıştır keza Babür tarihinin Malazgirt'tidir Paniput. 

20 Nisan 1526 tarihinde, Babür Şahın zaferi gerçekleşmiş ve Babür İmparatorluğu'nun başlangıcı ve Delhi Sultanlığı'nın sonu olmuştur. Babür Şah, savaş taktiğini, ilk olarak Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Savaşı sırasında kullandığı taktik olduğu için “Osmanlı Yöntemi” olarak adlandırmıştır. 

Paniput şehrini bizim için kıymetli kılan ise bu tarihi dokusundan ziyade nice İslam evliyasının burada yaşamış olmasıdır.

İlk olarak Çeştiyye yolu büyüklerinden Hâce Şemseddîn Türk hazretlerinin türbesini ziyaret ediyoruz. Şehri ortadan ikiye bölen çevre yolunun hemen kenarında kalan türbenin ulaşımı Paniput'da yapacağımız diğer ziyaretlere göre çok rahat.  

Babürlerden önce Hindistan'da yaşamış olan Mübareğin kabri şerifi gayet bakımlı. Bakımı üstlenen dernek Türk olduğumuzu öğrenince her gidişimizde bize karşı özel bir ihtimam gösteriyor. Ziyaretten önce abdest tazeleyip ilkindi namazını kılıyoruz.  

HACE ŞEMSEDDİN TÜRK
(Rahmetullahı Aleyh)
Doğum Tarihi : Bilinmiyor
Vefat Tarihi : 1336

Hindistan’ın büyük velîlerinden. Hidâyet semâsının güneşi, mârifet denizinin kabaran dalgası, ilim deryâsı, hayâ ve hilm, yumuşaklık hazînesi, insanların kılavuzu, ünsiyet meclisinin açıcısı, darda kalanların sığınağı, yolda kalmışların delîli, yol göstericisi, kutb-i âzam, Hâce Şemseddîn Türk Pâni-pütî hazretleri seyyid olup hazret-i Hüseyin’in neslindendir. Şems-ül-Evliyâ, velîler güneşi ve Müşkül-ül-küşâ, zorlukların çözücüsü olarak tanınır. Türkistan’da bulunan Verşâne vilâyetindendir.

Ferîdüddîn-i Genc-i Şeker ve Hâce Alâüddîn Ali Ahmed Sâbir hazretlerinin talebesi olup icazet ve diploma almıştır. Rivâyet edilir ki, her kimin mühim bir işi, derdi, sıkıntısı, müşkili bulunduğunda, abdest alıp, Hâce Şemseddîn’in mübârek ismini yüz bin defâ okusa, bunu yapmak zor geliyorsa, bir miktar kimse toplanıp, bölüşerek okusalar ve yüz bine tamamlasalar, Allahü teâlâ, Şemseddîn Pâni-pütî’nin mübârek ismi hürmetine, o kimsenin sıkıntısını, ihtiyâcını giderir.

Şems-ül-evliyâ hazretleri bir gün, şehrin ileri gelenlerinin de bulunduğu bir meclisde oturuyordu. Kendisinin seyyid olduğunu iddiâ eden bir kimse de orada idi. Bu kimse Şems-ül-evliyâ’ya; “Sizin seyyid olduğunuz nereden belli? Bunu nasıl isbât edersiniz?” dedi.

Bu münâsebetsiz suâle üzülen Şems-ül-evliyâ; “Babamdan ve dedelerimden duyduğum gibi, bunu isbât eden şecere de yanımda saklıdır.” dedi. O kimse daha da ileri giderek; “Bu tam bir isbât değil. Daha katî bir şey göstermeniz lâzım.” dedi. Şemseddîn hazretleri buna daha çok üzüldü. Celâllendi, Hâşimî damarı harekete geldi ve; “Gerçi bu isbât şekli şimdiye kadar tatbik edilmiş değil ama, şimdi bundan daha katî bir yol kalmadı. Mecbûren, “Seyyidlerin kılı ateşte yanmaz.” kâidesini göstereceğiz. Hemen büyük bir tandır hazırlasınlar. Mâdem sen de seyyid olduğunu söylüyorsun, birlikte o tandıra gireriz.” buyurdu. 

O kimse daha önce cüretkâr sözler söylediği için, şimdi bu sözlere îtirâz edemedi yakınında bulunan büyük bir tandır yakılıp, kızdırıldı. Şems-ül-evliyâ, hiç çekinmeden o kızgın tandıra girdi. Fakat, o girer girmez, Allahü teâlânın izni ile tandırın sıcaklığı geçti. Elbisesinden bir iplik bile yanmadı. Tandırın içinde gaybdan bir pınar peydâ oldu. Şemseddîn, o pınardan abdest aldı. İki rekat namaz kıldı. 

Günümüzde Panipat’da yaşayan müslüman sayısı oldukça az ayrıca şehirde genel bir düzensizlik var ve yollar oldukça dar. Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerinin en büyük talebelerinden ve aynı zamanda damadı olan Senaullahi Pani Puti hazretlerinin kabri şerifine ulaşmak için bir miktar yürümek gerekiyor. 

Yürümek için iki yol tercih edilebilir. 

Hâce Şemseddîn Türk hazretlerinin dergahından çıkınca sağa dönüp yukarıdaki resimde görülen dar sokaktan başlayarak, bisiklet ve ufak motorlu araçlar arasındaki gittikçe kalabalıklaşan, yaklaşık 800 metrelik bir yürüyüşle ilerliyoruz.  İlk durağımız yine Çeştiyye büyüklerinden Şerâfedin Ebû Ali Kalender hazretlerinin türbesi. Türbe çok bakımlı ve geniş bir avlunun içerisinde yer alıyor. 

Çeştiyye büyükleri çok keramet göstermeleri sebebiyle çok fazla rağbet görüyorlar. Hangi çeştiyye büyüğüne gitseniz çok büyük bir kalabalık ile karşılaşıyorsunuz. Bazen de Nakşıbendiyye yolunda hiç şahit olmadığımız uygulamalar görüyoruz. Mübareğin kabrinin yanı başında ziyaretçiler tarafından yüzlerce kilit asılmış bir duvar bulunmaktadır. 

ŞERÂFEDDÎN EBÛ ALİ KALENDER
(Rahmetullahı Aleyh)
Doğum Tarihi : Bilinmiyor
Vefat Tarihi : 1336

Hindistan'ın büyük velîlerinden. Soyu İmâm-ı A'zam hazretlerine dayanır. Lakabı Kutb-i Ebdâl'dir. Kendisine Ebû Ali Kalender'de denir. 

Allahü teâlânın aşkı ile kendinden geçmiş hâlde bulunurdu. İlk zamanlarında çok riyâzet ve mücâhede yaptı. Nefsinin arzularına uymaz, ona zor ve güç gelen ibâdetleri çok yapardı. Evliyâlık yolunda çok yükseldi. Hâce Nizâmüddîn-i Evliyâ'nın talebelerindendir. 

Buyurdu ki, “Ey kardeşim! Nefsi iyi tanırsan, dünyâyı iyi tanımış olursun. Rûhunu tanırsan, âhireti tanımış olursun. Gelip geçici olan dünyâyı terkedip âhirete yönelmen, âhirete faydası olacak ameller yapman, nefsi, dünyâyı rûhu ve âhireti tanıman nisbetinde olacaktır.

Şerâfedin Ebû Ali Kalender hazretlerini ziyaret ettikten sonra tekrar 250 metrelik bir yürüyüşle Senaullahı Paniputi hazretlerinin kabri şerifine ulaşılabilir.

İkinci ve daha kısa yürümeye sahip yolda ise aracınızı işaretli konuma bıraktıkran sonra 500M (yaklaşık 7 dk) lık bir yürüyüş sizi bekliyor olacaktır. 

Biz ikinci ziyaretimize ilk yolu, üçüncü ziyaretimizde ise ikinci yolu kullandık. 

Mübarekler, Enver abilerle birlikte 1972 yılında yaptıkları Hindistan ziyaretinde Senâullah-ı Pâni Pûtî hazretlerinin kabrinin yıkılmış, toz toprak içerisinde olduğu, ayrıca kabirlerin ayak altında kaldıklarını görünce üzüldüler. Delhi'de Zeyd efendiye 500 dolarak vererek kabirlerin tamirini ve muhafazasını temin ettiler. 

Günümüzde türbe dar bir yol kenarında etrafı duvarla örülü ve kapısı kilitli bir biçimdedir.  

Anahtara erişmek için duvarda asılı duran levhadaki telefon numarasını arayabilirsiniz.

Kabri, Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerinin zevcesinin kabri yanındadır. Ayrıca zevcesi yani Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerinin kerimesi de aynı kabristandadır.

SENÂULLAH-İ PÂNİ-PÜTÎ
(Rahmetullahı Aleyh)
Doğum Tarihi : 1730
Vefat Tarihi : 1810

Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerinin en büyük talebelerinden olup, hazret-i Osmân bin Affân’ın soyundandır. Kabri, Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerinin zevcesinin kabri yanındadır. Hocası kıyâmet günü bana; “Ne getirdin?” denilince; “Senâullah-i Pâni-pütî'yi getirdim” diyeceğim. Onu görünce kalbimde heybet duygusu hâsıl oluyor, buyurmuştur. Abdullah-İ Dehlevî hazretleri buyurdu ki: “Senâullah-i Pâni-pütî, Rabbânî âlimlerin örneği ve Hak teâlânın sevgili kullarından biriydi. Aklî ve naklî ilimlerde uçsuz deryâ idi. Fıkıh ve usûl ilimlerinde mezhebde ictihâd derecesine yükselmişti. 

Bir defâsında Gavs-üs-sakaleyn hazret-i Abdülkâdir-i Geylânî’nin kabr-i şerîflerini ziyâret etti. Abdülkâdir-i Geylânî, kendisine kabirde tâze hurma ikrâm eyledi. Yine bir defâsında rüyâsında hazret-i Ali’yi gördü ve büyük müjdelere kavuştu. Bizzat hocası Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretleri kendisi hakkında şöyle buyurmuştur: “Senâullah-i Pâni-pütî'nin derecesi, yükseklikte benimki ile aynıdır. Bana gelen her feyze ortaktır. Zâhir ve bâtın kemâllerini toplamada mevcûdâtın en azîzidir. Dînin kuvvetlendiricisi, yolumuzun nûrlandırıcısıdır. Melekler ona tâzim ederler. Kıyâmet günü bana; “Ne getirdin?” denilince; “Senâullah-i Pâni-pütî'yi getirdim” diyeceğim. Onu görünce kalbimde heybet duygusu hâsıl oluyor. O, sâlih, takvâ ve diyânette âdetâ rûh-i mücessem gibidir. Melek huyludur. Melekler ona hürmet ederler.”

Senâullah-ı Pâni Pûtî hazretlerini ziyaret ettikten sonra hemen 50-100 metre karşısında yer alan levhadaki yazıyı takip ederek içinde bulunduğu mahallenin mezbeleliğinden kurtulmuş bir dergahı ziyaret ediyoruz.

Burada Senâullah-ı Pâni Pûtî hazretlerinin 12. kuşak dedesi ve aynı zamanda Çeştiyye büyüklerinden Kebirül Evliya Celaleddin-i Hindi hazretlerinin türbesi ve bir camii bulunmaktadır.  

Senâullah-ı Pâni Pûtî hazretlerinin kabristanına giriş yapmak için anahtarı buradaki camii görevlilerinden de rica edebilirsiniz.

Pamiput'daki ziyaretlerimizi tamamladıktan sonra akşam namazını kılıp Delhi'ye doğru yola çıkıyoruz.

CELÂLEDDÎN-İ HİNDÎ
(Rahmetullahı Aleyh)
Doğum Tarihi : Bilinmiyor
Vefat Tarihi : 1363

Hindistan'ın büyük velîlerinden. Zamanında Çeştî yolunun önderi idi. İsmi, Muhammed olup babasınınki Mahmûd'dur. Aslen Kâzrûn şehrinden olduğu için, Kâzrûnî, Hindistan'da Pâni-püt şehrinde yerleştiği için Pâni-pütî, hazret-i Osmân soyundan olduğu için Osmânî nisbet edildi. Celâleddîn, Kebîr-ül-evliyâ, Kutb-i Rabbânî lakabları verildi.Hindistan'da Celâl Pâni-pütî diye tanındı. Yüz yaşından fazla ömür sürdü.

Şemseddîn Türk Pâni-pütî hazretlerine çok hizmetler etti, dayanılmayacak riyâzet ve mücâhedelere girişti. Sonunda kalbden kalbe gelen halifeliğe ve İsm-i a’zama kavuştu. Evlâd yerine post-nîşîn oldu. Tayy-i zaman ve tayy-i mekân sahibi idi. Allahü teâlânın izniyle, kendisine uzaklar yakın olur, zaman uzar ve kısalırdı. Çok zaman, Cum’a namazlarını Kâ’be-i şerîfte kıldığı halk arasında meşhûrdu.

BLOG
HAKKINDA
Bu web sitesi İmam-ı Ahmed Rabbani Müceddid-i elf-i sani hazretlerini ve Hindistan evliyalarını ziyaret etmek isteyen bütün insanların istifadesi için hazırlanmıştır.